Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- Yemen, yıllardır süren abluka ve askeri müdahalelere karşı başlattığı bu yeni stratejiyle, çatışma alanını karadan denize taşıyarak Kızıldeniz’i jeopolitik bir kriz merkezine dönüştürdü. Ticari gemileri ve enerji sevkiyat hatlarını hedef alan bu eylemler, küresel tedarik zinciri üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu. Sanaa hükümeti, bu adımı uygulanan ablukanın doğrudan bir yanıtı olarak nitelendirirken, deniz trafiği üzerinde kurdukları baskıyı “meşru bir savunma” stratejisi olarak tanımlıyor.
Bu hamle karşısında Riyad yönetimi, mevcut güvenlik şemsiyesini genişletme ihtiyacı duydu. Deniz ticaretinin sürekliliğini sağlamak ve kritik enerji altyapısını olası saldırılardan korumak isteyen Suudi Arabistan, bölgedeki müttefikleriyle birlikte yeni bir deniz koalisyonu kurma çalışmalarına hız verdi. Uzmanlar, bu girişimin sadece bir güvenlik önlemi değil, aynı zamanda Yemen’in artan deniz kapasitesine karşı oluşturulmuş bir “savunma duvarı” olduğu görüşünde.
Gelinen noktada Kızıldeniz, bölgedeki rekabetin en sıcak noktası haline geldi. Yemen’in stratejik hamlesi, sadece Suudi Arabistan’ın değil, bölgede çıkarları olan küresel aktörlerin de güvenlik parametrelerini yeniden belirlemesine neden oluyor. Riyad’ın öncülüğündeki bu yeni koalisyonun, bölgedeki gerilimi düşürmekten ziyade, denizde süregelen bir “kedi-fare” oyununu ve uzun süreli bir askeri teyakkuzu kalıcı hale getirebileceği endişesi hakim.
yorumunuz